Kaç kişi göz atmış

Kısır döngü - Sistem - Çıkış



  Yaşam bize bahşedilen en büyük hediye iken bu hediyeyi açmadan bir sonraki nesle, kendi çocuklarımıza armağan ediyoruz. Yanlış burada başlıyor, sana hediye edilmiş bir şeyi bir başkasına vermek o hediyeye ihanet etmektir.
  Kısır döngüye hoş geldiniz, örnekler ile bu kısır döngüyü sizlere açıklayacağım.
  Annenizin annesi anneniz için yaşadı, ona hayatını adadı, anneniz sizin için yaşıyor, size hayatını adıyor, siz de bir süre sonra çocuklarınız için yaşayacak, ona hayatınızı adayacaksınız. Bir başkasına adanan yaşam yaşam değildir, kendi yaşamlarımızı bize adanan yaşamların ağırlığı altında ezilerek yaşayamıyor, döngüden çıkamıyoruz. Kuş yuvadan aslında hiçbir zaman uçamıyor.
  Misyonlarımızın, hedeflerimizin, kazanma hırsımızın derininde yatan şey nedir? Yıllarca çalışarak harcanan paha biçilmez zamanın bize kazancı nedir? İşin sonu her zaman bir aile kurmak, çocuk sahibi olmak ve yaşlılığı geçirecek konforlu bir yaşam alanı edinmekten ibaret.
  Felsefesine ait olmadığımız, sevmediğimiz işlerde çalışmak kısır döngü içerisinde birer robot gibi sadece üremek için yaşamak anlamına gelir. Bin yıllardır süregelen şeydir bu kısır döngü, her anne babanın da çocuğunu doğurduğunda omuzlarına fark ettirmeden yavaş yavaş yüklediği bu yük bir sonraki nesle aktarılana kadar yani çocuk sahibi olunana kadar sistemde yetişmiş her insanı yönlendiren görünmez gemleridir.
   Daha çocukken bu gemler takılır insanlara. Sistemde yükselmek, gelecekte para kazanmak ve daha doğmamış çocuklarına konforlu bir yaşam vermek adına, yarış atı gibi koşturulmaya, gemleri git gide sıkılmaya hatta huysuzlandığında cezalandırılmaya maruz kalmıştır insan. Evcil bir çiftlik atına dönüşen insan özgürlüğü hiç tatmadığı için yadırgamaz da durumunu, mevcut çevresindeki diğer atlar ile sosyalleşir, küçücük dünyasının ufku çiftliğin çitlerine kadardır.
  Bunun bir sonraki evresi de mevcuttur, semer vurmak. Bir at gibi yaşadıysan sana semer takılacak, bir at gibi yetiştirdiysen çocuğunu ona semer vurulacaktır. Semeri ancak para getiren, işe yarayan, üstüne binilecek ata takarlar, üzerlerimize binmeleri için bize verilen eğitimden sonra da kısır döngüyü tamamlamak için yeni atlar yetiştirmek üzere yaşamımızın sonuna doğru ilerleriz.
  O semeri siz vurur, siz kabul eder, siz takarsınız. Sistem içerisinde hepimiz bize yüklenen misyonları başaramayıp sakatlanıp vurulan veya elinde sonunda seyis olup övünen atlardan ibaretiz. Biz şartları iyileştirilmiş sahibi, yaşam alanı ve sınırları "sistem"  olan daha çok çalışmaya teşvik edilmiş geçmişteki gibi ağır demir zincirleri olmayan ve köle yetiştiren yeni nesil köleleriz.
Özgür ve vahşi olmak kimsesiz olmak değildir, bu kısır döngüden kaçışın tek çaresi sınırları çizilmiş çiftliğinden çıkıp yaşamı öğrenmek, risk almaktır.
  Gerçek hayat burada başlar, sınırın dışarısında. Eğer çitlerden atlamış özgür ve yalnız bir at isen, sosyal değilsen ve yeteri kadar hızlı koşmuyorsan kurtlara yem olursun, vahşi atların sürülerinde bir sürü üyesi olursan hayatta kalırsın sürüye katılabilirsin, doğada halen yaşayan, koşulsuz gelenleri kabul eden insanlar mevcut sonraki yazılarımda onlardan da bahsedeceğim. Alternatif yaşam biçimlerinin olduğunun bilincinde olmalısınız. Eğer bir at gibi kalmamak, yalnızken de güçlü olmak istiyorsan dönüşüme uğramak zorundasın, bu dönüşümün yolunu yalnız yürümek zorundasın sonunda seçtiğin yollara göre bir kurda da dönüşebilirsin bir kartala da bir domuza da. Dönüşüm gerçekleştiğinde ise yalnız kalıp kalmamak senin tercihindir, artık kimseye ihtiyaç duymadan hayatta kalabilmen yalnızlığı seçeceğin anlamına gelmez, bu bireyseldir her seçim sana aittir.
  Gemlerimizi atmamızdan sahiplerimiz rahatsız olacaklar elbette, sadece koşup atlayabileceğimiz fakat korkularımızın bunu engellediği çitler mevcut önümüzde, oradan sonra değişim, dönüşüm başlayacaktır. Kimi egzotik bir hayvana dönüşür, kimi bir aslan, kimi bir zebra. Sistemin bir insanat bahçesi de vardır , egzotik, ilgi çeken insanları toplar, onlara barınma, yemek, ve konforlu bir yaşam sunar, prangalarını sevdirir, reklamlarla tanıtır daha çok ziyaretçi ile sistemin yapıtaşı olan parayı sermayesine kadar. Televizyon şaklabanlarıdır bu insanat bahçesinin üyeleri, ilgi çekicilikleri kaybolana kadar yedirilir içirilir ve sonunda unutulur. Çitlerinden atlamış ve egzotik hayvanlara dönüşmüş bir çokları vardır örnekleri bolca mevcuttur.
  Kısır döngüden çıkmak ile iş bitmiyor, sistem bu kısır döngüyü de barındıran sayısız çıkışı olan ve her çıkışı labirentlerle dolu koca bir dünyadır, bu dünyanın içerisinde kendi istediğimiz dünyayı kısır döngüden çıkmadan kuramayız. Bağımsızlığımızı ve özgürlüğümüzü ise tercih ettiğimiz yolda karşımıza çıkan labirentte kaybolmadan, yolu bulana kadar umudu kaybetmeden efor sarfetmeden kazanamayız. Bu labirentler bizim zihninizin çıkmaz sokaklarıdır, düşünmeden, yeterli mental donanıma sahip olmadan, araştırmadan, kafa yormadan bu labirenti aşamayız. Yolumuzu seçerken kalbimiz ve zihnimiz iş birliği içerisinde olmalı, yola mantığımız ile çıkıp durakları kalbimiz ile seçmeliyiz. Sistemi tanımalıyız, döngüyü anlamalıyız, yaşamımızın nasıl ellerimizden kayıp gittiğini, maskeler ardına hapsolarak rol yapan oyunculara dönüştüğümüzü, ve sonunda maskelerimizin suratlarımıza yapışıp kimliklerimize dönüştüğünü acı gerçekleri görmeli ve kabul görmek için kaybettigimiz gerçek kimliklerimizi aramalıyız.
 Arayışın başlangıç sorusu "ben kimim?" olmadığı sürece çıkılan her yolda bir başkası olmaya, yalan olmaya mahkum kalacaktır insan.
Kim olduğunu biliyor musun?
Bu sorunun cevabını kendini zincirlerin olmadan, özgür kaldığında verebilirsin, üzerindeki her baskı senin zincirlerindir, hepsinden sıyrılmak seni özgürleştirir fakat yalnızlaştırırda. Korkma, ölmezsin kolay kolay, insan şehirlerde ne kadar güçlü olduğunu unutmuş besin zincirinin en tepesinde yer alan dünyanın en güçlü canlısıdır, kendini keşfetmek için ben yola çıkmanı öneriyorum, bir sırt çantası toplayıp yola çık, kendini tanımak için bunu yap.

Popüler Yayınlar